Filmlerden Seçme Zeybek Sahneleri

Ekmel Su tarafından Türk Filmlerinden seçilen en güzel on beş zeybek sahnesi. Tüm listeyi görmek için hemen tıklayın ss-mustafa-kemal

Reklamlar
By Maestro Posted in Zeybek

Dünya Emekçi Kadınlar Günü Kutlu Olsun

Ankara Dans Kursları ve Maestro Dans olarak tüm kadınlarımızın Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyoruz. Özgürlük ve mutluluk hep sizlerin yanında olsun. Bizleri varlığınızla hep ayakta tutan sizlere Maestro olarak Dünya Kadınlar Günü’ne özel küçük bir hediye vermek istiyoruz.

Bugüne özel kayıtlarda (8 Mart 2014)  Arjantin Tango Derslerimiz ilk ay için %80 indirimle siz kadınlarımız için. Yapmanız gereken sadece formumuzu doldurmak ve katılımınızı bildirmek. Hemen doldur dostlarınla paylaş

Arjantin Tango Derslerimiz her perşembe saat 19:30 da.

Maestro Dans: Bahçelievler 6. cd 52. sk no:71

Maestro Dans İletişim: 05445688073

Tango

Not: Bu indirim kulübümüze yeni katılacak üyelerimiz için geçerlidir.

Tango Tarihi

Tango sözcüğünün dilbilimde kesin bir kökeni yoktur. “TANGO” adının, Afrika tamtamlarının çıkardığı “tan-go” seslerinden, ya da Latince dokunmak anlamına gelen “tangere” fiilinden türediği sanılmaktadır. Tango kelimesi aynı zamanda Latin Amerika’da çok geniş bir siyahi topluluk tarafından kullanılmaya başlandı.

1800′lü yıllarda işçi sınıfından birçok kişi, büyük umutlarla Fransa’dan, İtalya’dan, Macaristan’dan, İspanya’dan ve Portekiz’den; Güney Amerikaya göç etmiştir. Yabancı oldukları bir kıtada yaşanan, başta ekonomik ve sosyal sıkıntılar, beraberinde hayal kırıklıklarını getirmiştir.

 Bu hayal kırıklıkları, geleceğe ait büyük umutlar ve geçmişten getirilen kültürle, harmanlanarak Tango müziğini oluşturmaya başlamıştır.Tango, Buenos Aires’de, o dönem alt sınıf olarak adlandırılan, fakir ve en temel sosyal haklardan bile yararlanamayan, bu insanlar tarafından yaratılmıştır. Böylece belirgin bir şekilde 1865 ile 1880 arası ortaya çıkan Tango müziği, içerisinde hırçınlık, asilik, küstahlık gibi bazı duygular ile kalp kırıklıkları ve paramparça olan hayaller neticesinde melonkoliyi taşır. Eşlerini, çocuklarını, yani ailelerini geçmişte bırakarak tek başlarına bu yabancı topraklara gelen göçmenler, doğal olarak erkek nüfusunun arttırmasına ve cinsiyetler arası büyük bir sayı farkı oluşmasına neden olmuştur. Boenos Aires’deki kadın nüfusunun bu azlığı, beraberinde fahişeliği gelişen bir endüstri haline getirmiştir. Böylelikle genelevler artarak kısa sürede işçi sınıfının eğlence mekanları halini almıştır.

Bu mekanlarda da kadın sayısının az olması kapılarda uzun kuyruklar oluşmasına neden olurken, sırada bekleyen erkekleri eğlendirmek için küçük Tango müzik grupları çalıştırılmaya başlanmıştır. Genelev mekanları fakir kesimin yanı sıra orta ve daha üst kesimin de uğrak yeri olmuş her iki kültür burada birbirlerini tanımıştır. Böylelikle alt kesimin sokakta yarattığı Tango üst kesim tarafından bu mekanlarda tanınmıştır.Tangonun müziksel kökeninde; İspanyol dans figürleriyle şekillenen ve Küba müziği ile harmanlanan “HABANERA”, dönemin Arjantin’li zencilerine ait “MILONGA” ve yine İspanyol asıllı “TANGO ANDALUZ” vardır.Tango, alt kesime ait olması ve genelevlerde yayılması sebebiyle uzun süre ahlaka aykırı bulunmuştur.Bu önemde kadınlar için dövüşen ve yine onlarla iyi dans edebilmek için birbirleriyle dans pratiği yapan erkekler vardır. “Compadre” veya “Compadrito”adı verilen bu kabadayı tipilemelerinin eğlence anlayışı “şarap” ile “cana” (bir tür şeker kamışı rakısı) içip, şarkı söylemek ve dans etmektir.Arjantin Tangosunun müziği 2/4’lük, 3/4’lük veya 4/4’lük ölçülerde olup, sert hatlıdır ve ritimleri belirgindir. Arjantin Tango, Avrupa’ya 20.yüzyılın başlarında, gemilerle Fransa’ya, gelen Arjantin’li tangocular tarafından taşınmıştır. Öncelikle yine alt kesimlerce sevilip yayılan Tango zamanla üst kesimlerde de beğenilmeye başlar. Ancak Arjantin’deki stil  Avrupa’da yapılması hoş karşılanmamış ve modernleştirme adı altında sadeleştirilmiştir.

Böylelikle “Avrupa Tango”’su ortaya çıkmış, kısa sürede diğer Avrupa ülkelerine de yayılmıştır.Bu dönemden sonra, özellikle Paris’lilerin bu dansa olan ilgisi sayesinde Tango, Arjantin sosyetesinde de değer kazanmıştır. İlk kez 1917 yılında Carlos Gardel’in smokin giyerek, her türlüargo ve erotizmden uzak sözlerle tango söylemesi, müziğin üst kesimlerce değer kazanmasını hızlandırmıştır. Avrupanın ilk tango çılgınlığı Paris’ten sonra Londra, Berlin ve diğer başkentlere sıçradı. 1913′lerin sonlarına doğru, bu dans New York’u ve Finlandiya’yı da etkisi altına aldı.

Buenos Aires’te Tangonun üst kesimlerce de benimsenmesi ve dünyayı etkileyecek bir akım halini alması 1920 ile 1940 arasıdır. Bu dönem Tango’nun altın çağı olarak nitelendirilir. Artık Tango kendi içinde biraz daha yumuşayarak, Salon Tangosu halini almıştır. İkinci Dünya Savaşı’na kadar zirvede olan tango, bu dönemden sonra, politik nedenlerle gerilemeye başlar. Özellikle de 1955 yılında Juan Domingo Peron’un askeri darbeyle devrilmesi ve ardından birbirini izleyen askeri darbeler neticesinde dans salonları kapatılmış, dans etmek yasaklanmıştır.1983’de, Arjantin’de askeri junta ortadan kalkmış

ve böylece tango, Buenos Aires’e eski görkemiyle geri dönmüştür. Astor Piazzolla’nın müzikte başlattığı, ve kısa sürede dansa da yansıyan yenilikçi akım, Tangoya büyük bir zenginlik kazandırmıştır.Türkiye’de de Cumhuriyetin ilanı ile oluşan çok sesli müzik gelişimi ile, Tango sevilmiş ve yayılmıştır. Necip Celal, Fehmi Ege ve Necdet Koyutürk pek çok tango besteleyerek Tango’nun Türkiye’de sevilmesi ve yayılmasını sağlamışlardırTangonun bu ithal versiyonları daha az vücut teması esasına dayalıydı (Ballroom Tango) ama bununla beraber pek çokları için hala şok edici idi. Profesyonel dansçılardan oluşan Tango dans grupları da, çeşitli ülkelerde yaptıkları koreografik şovlarla Tango müziğini ve dansını daha fazla tanıtmış ve dünyaya yeniden sevdirmişlerdir.Bir zamanların ayıplanan ve hor görülen dansı, artık günümüzde ışıltılı dans salonlarında uygulanan, nezih bir eğlence halini almıştır.

Yukarıdaki yazı Metinhan Tango‘dan alınmıştır

Düğün Dansı

Ankara Düğün Dansı Çalışmaları

En mutlu gününüzü mükemmel hale getirmeye hazır mısınız? Unutamayacağınız bir günü unutulmaz bir dansla süsleyelim.

Ankara’da dansın ve tutkunun adresi Maestro’dan sizlere özel ‘Düğün Dansı Kursları.

Önce düğündeki ilk dansınızın şarkısını beraberce belirleyelim, sonra temel dans adımlarıyla başlayarak düğün koreografinizi çalışalım ve ön önemlisi duygularınızı tutkunuzu dansınıza beraberce yansıtalım.

Tel: 0 (544)5688073

Ankara Dans Okulu — Maestro Dans

Ankara Dans Okullarından Maestro Dans artık sizlere çok daha yakın. Maestro Dans Stüdyosundan son haberleri takip etmek sürpriz indirimler ve ödüller kazanmak için tek yapmanız gereken sayfamızı takip etmek.

http://www.facebook.com/ankaradanskursu

Sayfamızda en güncel Ankara Dans Kursları’na, Ankara Dans Etkinlikleri’ne ulaşabileceğiniz gibi, güncel dans ders saatleri ve Ankara Dans Geceleri’ne de ulaşabilirsiniz. Bizleri takip edin ve kazanın….

Ankara Dans Okulu, Maestro Dans Tel: 222 3315

ankara dans kursu

ankara dans kursu

 Ankara Dans Kursları — Stüdyo Maestro – 222 3315

Ankara Dans Okulları — Stüdyo Fame

Ankara Dans Stüdyoları — Odeon Sanat

Ankara Dans Geceleri

Ankara Oryantal Kursları

Ankara Sosyal Latin Kursları

Salsa

Salsa Çalışmaları için

SALSA

Birçok popüler müzikte olduğu gibi salsa da Afrika’nın yeni dünya’nın kozmopolit kültürüyle buluşmasıyla ortaya çıkmıştır. Salsa’nın 1930’larda ya da 1940’larda Küba’da başladığı söyleniyor. Aslında tartışma gruplarına baktığınızda Portoriko’lular ve Küba’lılar arasında Salsa’nın kendilerine ait olduğuna dair derin tartışmalar var. Hatta Afrikalılar da Salsa’yı sahiplenme konusunda hayli iddialılar. Bir tarafı Yoruba vurmalı çalgıları ve bir tarafı da çağrı cevap (call response) vokalleri yerlilerin müzikleriyle birleştirildi. İspanya ve Fransa’nın müzüik ölçüleri ile İngiltere country dansı üstüste konularak SON ortaya çıktı ve tadı çok güzeldi!!! 

Evet hareket olarak modern Latin dans müziğini Küba kurduysa da değişik içeriklerle bu dansın transformasyonu Karayipler dışında New York ve Miami sokaklarında gerçekleşmiştir..

Salsa’yı tarif etmek kolay değildir. Salsayı kimler buldu? Kübalılar mı yoksa Porto Rikolular mı? Gerçekte salsa birçok Latin ve Afro-Caribbean danslarının birleşimidir. Herbiri salsanın gelişiminde önemli rol oynamışlardır

Küba’ya salsanın orijini ve ortaya çıkışının temellerini atması bakımından hakkını verdikten sonra söylemeliyiz ki salsa sadece Kübanın dansı değildir. Derinlere indikçe sonradan “Danzon” adını alan ve Haiti’den kaçan Fransızlar tarafından adaya getirilen İngiliz/Fransız country müziği Rumba ve Afrika kökenli birçok dansla (Guaguanco Colombia Yambu) harmanlanmaya başladı. Ve bugün bilinen salsa ile neredeyse aynı özelliklere sahip olan Küba’nın simgesel müziği ve dansı “Son” bu karışıma eklendi. Bu ilginç bileşim kendini küçük varyasyonlarla ve küçük oluşumlar halinde bazı başka ülkelerde de göstermeye başladı. Dominik Cumhuriyeti Colombia Porto Rico ve diğerleri. Bu ülkelerdeki orkestralar müziklerini para kazanma amacıyla Mexico City ve New York’a taşıdılar. Ve bu iki şehirde yatırım olanaklarının ve tanıtım imkanlarının zenginliği sebebiyle salsa ticari görünümünü kazanmış oldu. “Salsa” terimi New York’da doğdu fakat dansı değil. Salsa değişik ülkelerin değişik müziklerine verilen ortak bir lakap olarak popülaritesini kazandı. Rumba Son Montundo Mambo Guaracha Cha cha cha Son Charanga CumbiaMerengue PlenaDanzon Guguanco Festejo bomba cubop Guajiro ve daha birçoğu. Bunların bir bölümü kendi karakterlerini yarattılar bazıları da harmanlanıp Salsayı oluşturdular. Daha kısa ve net bir anlatımla söylemek gerekirse Salsa  Küba Son müziğinin birtakım diğer tarzlarla karıştırılıp modernize edilmiş halidir diyebiliriz.

Eğer günümüzde yapılan salsayı dinlerseniz altyapısında “Son” duyacaksınız “Cumbia” duyacaksınız“Guaracha” duyacaksınız. Hatta eskiden çalınan “Merengue” den parçalar duyacaksınız. Bütün bu eski müzikleri modern ritmlerin arasında yakalayabilirsiniz. Büyük Salsa müzisyenlerinden Kübalı Willie Chirino bir şarkısının liriklerinde salsanın tarihini bir cümleyle özetlemiş: “.y si en la calle Serra te la encuentras dile que le he escrito un ‘SON’ de corazón…” “.eğer ona Serra caddesinde rastlarsan ona sadece onun için kalbimden bir ‘SON’ yazdığımı söyle…”

SALSA
Latin ritimleri uzun yıllardır popülerliğini korumuştur hemen hemen herkes Samba ya da Reggea müziklerini bilir ve bunlarda dans etmiştir.

Fakat hergün daha büyük bir popülerite kazanarak kitlesini arttıran ve dansçılara yıllardır büyük zevk veren bir latin dans daha var sadece Karayipler’de Amerika’da ya da Avrupa’da değil dünyanın her köşesinde insanları etkileyen bir danstan bahsediyoruz. SALSA…

İspanyolca bir sözlükte araştırdığınızda salsanın çeşitli baharatalardan oluşan bir çeşit sos olduğunu bulursunuz.Tabiki bizim bahsettiğimiz salsa bu değil bizi dansetmeye iten bazı ritimlerden ve vuruşlardan bahsediyoruz. Tıpkı yediğimiz salsa gibi salsa ritimi de sıcaktır. Belrittiğimiz gibi salsa kelimesi müzikle ilgilidir salsa müziğinin üzerine yapılan dansa Küba ve Miami de genellikle “CASINO” denir. Ama artık bütün dünyadaki dansçılar tarafından “SALSA” adıyla bilinmektedir

Salsanın kelime anlamını inceledikten sonra bütün salsa dansçılarının bilmesi açısından çok önemli olansalsanın köklerine ve neden bu ismi nasıl aldığına kısaca salsanın nereden geldiğine bakalım.

Salsa şarkılarının sözlerinde çok geçen bir kelime vardır: “SON”. Son salsanın tam anlamıyla orijinidir. Yani salsa Küba son müziğinin modernize edilmiş halinden başka bir şey değildir. Diğer müzik türleri ve zengin enstrümanlarla geliştirilmiştir.

Son Havana’ya Kübanın batısından daha iyi bir yaşam sürmek için büyük şehire göçenler tarafından1920’lerde getirilmiştir. Yaşamlarını kazanmak için sokaklarda gitarları ve davullarıyla Havana’ya renk katan bu insanlar zamanla Havana partilerinin vazgeçilmez unsuru olmuşlardır. Doğaçlama yaptıkları müziklerle (Son-montundo) inasanları dans ettirmişlerdir.

bu türün ilk uygulayıcıları Ignacio Piñero María Teresa Vera ve Miguel Matamoros İspanyol koloni kültüründen aldıkları gitarlar ve geleneksel Küba çalgılarından guiro maracas ve clave ile bu müziği yıllar sonraya taşıyacak altyapıyı kurmuşlardır. kısa zamanda Havana sosyetesi o zamana kadar yaptığı WaltzDanza Contradanza ve Danzón gibi dansların yanında “SON” da yapmaya başladılar. O zamanların en popüler gece klüplerinden Casino Deportivo ve Casino de la Playa dünyanın dört bir yanından buraya kumar oynamaya gelen zenginlere SON müziğini tanıttı.

Zamanla yeni gruplar yeni müzik anlayışları ve yani enstrümanlarla son geliştirildi. Piyano perküsyon aranjmanları ve üflemelei çalgılar SON müziğe katıldı. Küba’nın ekonomik durumu kötülşetikçe müzisyenler para kazanmak için Amerika birleşi Devletleri ve Meksika’ya göç ederek yaptıkları müzikle geçimlerini sağlamaya başladılar. Zaman geçtikçe evlerinden uzakta olan bu müzisyenler kayıtlar yapmaya ve giderek ünlenmeye başladılar.

60’lı yıllara gelindiğinde amerika’da yaşayan latin müzisyenler klasik son müziğine Rock’n Roll MerengueBossanova Cumbia Cha Cha Cha Mambo ve Boogie-Woogie gibi popüler müzik türlerini kattılar. Gelenkesl latin ritimlerini bozmadan ortaya çıkarttıkları bu türe sevecn bir isim buldular: BOOGALOO”. Latin müziğin efsanesi Tito Puente New York’s Madison Square Garden’daki Fania All Stars konserinde Kendinden geçmiş şekilde danseden kalabalığa “Esto es una gran SALSA!”. diye seslendi.

Bu sözler çok ünlü bir Küba Son şarkısı olan “Echale Salsita!” da dan alınmıştı. Tito Puente’nin Fania All stars konserinde söylediği bu sözler kısa zamandabu müziğe kısa etkileyici ve tanımlayıcı bir isim arayan plak şirketlerinin pazarlamacıları tarafından kullanıldı. Ve SALSA etiketi günümüze kadar yaşadı. Ne tesdüftür ki bu müziğe salsa denmesine en çok kızan kişi de Tito Puente’idi.